19 Mayıs 2013 Pazar

Yeter Tenimi Acıtmayın


                *Dutların olgunlaştığı bülbüllerin susmasından anlaşılır, çünkü hiç durmadan cıvıldaşan bu kuşlar sadece dut yerken susarlarmış.
                *Küçükkuyu ve çevresi milattan önce 1275 yıllarına uzanan bir geçmişi vardır.
                *Zeytin bütün kutsal kitapların ağacıdır. Mısırlılar büyük tanrıları İsis’e zeytin ağacı vererek itibar etmişlerdir.  Yunanlılar zeytini kutsal bir ürün olarak gördüklerinden toplama işini yalnızca bakire kızlara ve erkeklere yaptırırlarmış. Atina olimpiyatlarında da şampiyonların başına zeytin dalından taç takmak ve bir şişe zeytinyağı sunmak gelenek haline gelmiş...
                *Türkmenlerin “Sarı Kız” hikayesi: Sarıkız’ın annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Sarıkız’ı istemeyen üvey anne kocasına baskı yaparak kızını dağlara bıraktırmış. Dağlarda kazlarla yaşayan Sarıkız’ı bir gün avlanmaya çıkan bir prens görmüş ve kazların arasında, altın saçları güneşte parlayan bu güzel kıza aşık olmuş. Sarıkız, düğününde simli pullarla işlemeli küçük altınlarla süslü üç etek gelinliği giydiğinde güzelliği ile dillere destan olmuş. Bunu gören üvey anne, kendi öz kızını da götürüp dağlarda kazlarla baş başa bırakmış. Fakat onun kızı kurda kuşa yem olmuş.
                *Tam o sırada elektrikler kesilmesin mi? Bahri amca hasta yatağından yanıt verdi: Yıllardır o vücut onda, bu sefer de ezbere yıkansın.
                *Kan bağımız var diye otomatik olarak sevgi bağlarımızda mı olmalı? “Hiç emek harcamadan, sorumluluk almadan, gerçek duygularımızı paylaşmadan, anlamadan, anlaşılmadan, korkularla iç içe olan duyguların adı sadece kan bağımız var diye sevgi olarak adlandırılabilir mi? Kan bağları aslında kanlı bağlar ama kimsenin bunu söylemeye cesareti yoktur...”
                *Başdeğirmen’de alabalık yemek- çayın yanındaki dar patika yoldan dümdüz ilerlerken Başdeğirmen de görüş alanlarına girmişti zaten. Ağaçların yoğunluğunda kaybolan gökyüzünden uzak, zakkumlarla çevrelenmiş tahta masalar, masaların biraz ilerisinde suya çakılmış kazıklar üstündeki ahşap platformlara atılmış döşeklerde kahvelerini içenler. Kır lokantasında nehirden tutulmuş alabalıkları yiyenler, soyut zaman kavramından uzaklaşmışlar.
                *Başdeğirmen’in karşısındaki köprünün Truva’ya giden antik yolun Mıhlı Çayı üzerindeki tek geçiş noktası olduğu bilinmektedir.  Nar gibi kızarmış, defneli sarımsaklı alabalıklar ve yeşil salata...
                “Fedakarlık, başkalarını esir almanın en masum görünen, ama en acımasız yolu.”
BENCİL VE EGOİSTLİK HAKKINDA
                Aslınd genelde bencil olmak ve egoist olmak hep karıştırılır, oysa ikisinin tanımı çok farklıdır.
                Bencil; kendini, kendi mutluluğunu, kendi başarısını düşünür, bunun için çaba gösterir, önceliği daima kendisinde. Kendine bu önceliği tanımlarken  sonuçlarından da kendisinin sorumlu olduğunu bilir.
                Egoist; kendini, kendi mutluluğunu, kendi başarısını düşünür, bunun için başkalarının çaba göstermesini, onu keşfetmesini ya da onu anlamasını bekler ama çaba göstermez. Sonuçlardan başkaları sorumludur, onun sorumluluğu yoktur.
                Bencil; gerçekçidir, çünkü yaşamın merkezinde kendi gerçekliği vardır.
                Egoist; hayali küçük Ali’dir, çünkü yaşamın merkezinde onu olmadığı gibi gösteren egosu vardır.
                Bencil; kendisi için sever, kendisi için aşık olur, kendisini varetmek için aşka teslim olur.
                Egoist; sevgiden söz edebilir ama asla sevemez, aşık olamaz çünkü ego, sevgi içinde yok olacağını bilir.   
                Bencil; kendi istediği gibi yaşar.
                Egoist; başkalarına kendisinin istediği gibi yaşaması için baskı yapar. Oyunlar oynar, fedakarlık yapar, karşısındakini istediği noktaya getirmek için yapacaklarının sınırıda, ölçüsü de yoktur.
                Bencil; kimseyi kendine mahkum etmez. Çünkü mahkumiyetin kendisini boğacağını billir.
                Egoist; herkesin ona mahkum olmasını ister, başka türlü kendisini var edemez.
                Bencil; haz almayı, mutlu olmayı, keyif almayı hakkı olarak görür. Bunları elde etmek için de çaba gösterir. Mutlu olur, keyif alıri haz alır o nedenle de çevresindekileri de mutlu eder, haz verir, keyif aldırır.
                Egoist; haz almaktan, mutlu olmaktan, keyif almaktan korkar, çünkü o mutsuzluluğuyla beslenir. O nedenle de çevresindekileri de mutsuz eder.